İŞİTME CİHAZI KULLANIMINDA PRATİK BİLGİLER

AKÜ/PİLİN TAKILMASI: Cihazı kullanmadan önce pil yuvası açılır, uygun pil/aküyü “+” işareti yuvadaki “+” ile aynı yönde gelecek şekilde yerleştirilip kapatılır.

AÇMA/KAPAMA: Cihazın açma/kapama anahtarı modele göre yukarı/aşağı veya sağa/sola hareketli olabilir ve genelde üç kademelidir :

O – Kapalı – Off

M – Açık mikrofon, normal dinleme durumu

T(MT) – Telefon bobini.

DEGİŞİK AÇMA/KAPAMA: Bazı cihazlarda bu konumlar O-M-MT, M-MT-T, O-H-N, O-H-L, H-L-T, O-T-H, O-H-N şeklinde olabilir. H:ince sesleri, N:normal sesleri, L:Kalın sesleri ifade eder. Eğer Açma/Kapama anahtarında “O” yoksa o zaman pil yuvası aynı zamanda açma/kapama anahtarı görevi görmektedir. Cihazda H konumu varsa gürültülü ortamlarda anahtar bu konuma getirilir.

Kulak içi ve kanal içi cihazlarda açma/kapama anahtarı aynı zamanda volüm/ses ayar anahtarı vazifesi görür . Sese kendinden ayarlı otomatik (K-AMP vb.) cihazlarda açma/kapama ve ses ayar anahtarı yoktur . Pil yuvası kapatılınca cihaz çalışmaya başlar ve sesi ayarlar.

CİHAZI ÇALIŞTIRMA –DİNLEME: Pili taktıktan sonra cihazı açmak / çalıştırmak için “M” konumuna getirilir . Mikrofon devreye girer ve cihaz çalışmaya başlar. Ses rahat duyulacak şekilde ses anahtarından ayarlanır.

VOLÜM-SES AYARI: Bu anahtarın üzerinde numaralar veya romen rakamları bulunur. Numaralar arttıkça ses yükselir, numaralar azaldıkça ses azalır . Ses normal duyulacak şekilde ayarlanır. Çok duymak iyi anlamayı sağlamaz. Ses normalden fazla açılırsa gürültü artar.

TELEFONLA KONUŞMA: Normal olarak evde/itte sakin bir ortamda telefonla konutmak için telefon ahizesini kulak kepçesinin üst kysmına yani işitme cihazının mikrofonuna tutmak gerekir. İşitme cihazlarında görülen “T” cihazda özel bir telefon bobini olduğunu belirtir. Çok gürültülü ortamlarda telefonla rahat görüşmek için, açma / kapama anahtarı “T” konumuna getirilirse telefon bobini devreye girer. Anahtarı “T” konumuna getirdikten sonra telefon ahizesini işitme cihazının üzerinde dolaştırarak içindeki bobini bulmak gerekir. Eğer cihazda “MT” varsa anahtar bu konuma getirilir. Bu durumda hem telefon hem mikrofon çalışmaktadır. İşitme cihazıyla cep telefonu kullanılmaz. Evde TV izlenirken yardımcı cihazlar kullanılabilir.

Cihaz kullanılmadığı zaman “O” konumuna getirilerek kapatılır.

CİHAZA ALIŞMA SÜRECİ

İşitme cihazına alışma yaşa, işitme kaybının derecesine, süresine ve işitme cihazını kabullenme isteğine bağlı olarak kişiden kişiye değişir. Cihaza alışma pratik, sabır ve zaman ister;fakat sonuç sevindiricidir. Cihaza alışma sürecinde uzmanlarca önerilen yöntemler şunlardır;

Bu alışma süresinde hasta rahatsız olursa cihazı çıkarıp 1-2 saat ara vermelidir. Her gün bir gün evvelden biraz daha fazla süreyle cihaz kullanılması önerilir. İşitme cihazına tam olarak alışmak için 1-1,5 ay yeterlidir. Unutulmaması gereken işitme cihazı sadece konuşmayı değil, çevredeki tüm sesleri hastaya duyuracaktır. Zaman içinde unutulmuş olan bu sesler ilk günlerde hastayı rahatsız edebilir.

1-3. günler;

İşitme cihazı ilk bir hafta sadece evde kullanılmalı

Cihaz takıp rahat duyulabilecek şekilde ayarlanmalı

Evde dolaşıp, değişik sesler dinlenmeli (Gazete hışırtısı, hapşırma, öksürme saat, telefon zili gibi)

Kişi kendini sinirli veya yorgun hissederse cihazı kapatıp ara vermeli. Bir müddet sonra cihaz tekrar takılmalı.

Kiti yüksek sesle gazete veya kitap okuyup kendi sesini kontrol etmeli

Sadece TEK KİŞİ ile konuşup, konuşanın yüzüne bakarak ve sonra da bakmadan konuşulanı anlamaya çalışılmalı. (başlangıçta konuşan kişinin yüzüne bakmak anlamayı kolaylaştırır.)

4- 7. günler;

Evde günlük işler yaparken cihaz takılıp, değişik sesler dinlenmeli (kapı çarpması, su kaynaması, çamaşır makinesi, elektrikli süpürge gibi) ve bu seslere alışılmaya çalışılmalı

Hasta duyduğu sesin kaynağını bulmaya çalışmalı (trafik sesi mi?, süpürge sesi mi?)

Hastaya TV’ de haberleri izlemesi önerilir.

    1. hafta;

Hasta işitme cihazını günde en az 5 saat takabilir.

3-4 kişilik konuşma gruplarında cihazını kullanmaya batlayabilir.

Hastadan ayırt etmekte zorlandığı kelimelerin listesi istenir (örneğin Hastane-Postane, Taş-Yaş, Kuş-Koş gibi). Hastadan bu listeyi bir yakınına okutması (ilk önce dudaklara bakarak daha sonra gözlerini kapatarak) ve tekrar etmesi istenir.

Artık dışarı çıkıp tabiattaki sesleri dinlemelidir.

Hasta konuşmalar sırasında anlamadığı bir şey olursa, sözü tekrarlatmayı isteyebilir.

İkinci haftada artık cihazı tiyatro, sinema, bale gibi kalabalık ortamlarda kullanabilir.

Hasta kalabalık ortamlarda mümkün olduğunca bir kişiyle konuşmaya çalışmalıdır

Artık hasta cihazını daimi takabilir.

Hastanın İşitme Cihazındaki Bir Şikayetinden Dolayı Servise Başvurmadan Önce Aşağıdaki Kontrolleri Yapması Gerekmektedir.

Tikayet Nedenleri Çareler
Hiç Ses Gelmiyor Akü ya da pil bitmittir. Akü ya da pili değiştirin
Akü ya da pil ters takılmış olabilir (+) işareti aynı yönde takın
Kablo kopmuştur. Kabloyu değiştirin.
Kulağa giren hortumun içi buharlaşma yapıp, küçük bir damla hortumu tıkamıştır. Hortumu iyice kurutun.
Cihaz kapalıdır veya Açıp/Kapama anahtarı T durumundadır . Anahtarı –M- konumuna getirin.
Meme ya da kalıbın uç kısmı kulak kirinden tıkanmış olabilir. Meme kalıbı yıkayın, kurutup yerine takın.
Ses Kesik Kesik Geliyor Akü ya da pil zayıflamıştır. Taze akü ya da pil takın.
Kablo kopmuştur. Değiştirin.
Islık Sesi Geliyor Meme ya da kalıp tam olarak oturmamıştır. Meme ya da kalıbı iyice oturtun
Kablo kopmuştur Değiştirin.

 

CİHAZIN BAKIMI;

Hasta işitme cihazını banyo yaparken, yatarken, denize girerken ve yağmurda mutlaka çıkarmalıdır.

Normal olarak cihazı her çıkardığında kuru bir bez ile silmelidir.

İşitme cihazının en büyük düşmanı su/terleme ve düşmesidir. Ter asit içerdiği için daha da tehlikelidir. Cihaza su kaçmamasına dikkat edilmelidir.

Cihaz dütürülmemelidir.

Cihaz kullanılmadığı zaman içindeki pil/akü çıkarılmalıdır.

Cihaz aşırı sıcakta veya rutubette bırakılmamalıdır. Islandığı zaman saç kurutma makinesi ile veya soba üzerinde kurutulmamalıdır.

Cihaza yağ / sprey sıkılmaz herhangi bir sıvı ile temizlenmez.

Daima taze pil / akü kullanılmalıdır. Saat pilleri cihazı bozar. Zira volt ve amperi farklıdır.

Cihaz kurcalanmamalıdır.

Şua, röntgen gibi işlemler sırasında işitme cihazı çıkarılmalıdır.

Pil / akü çocuklardan uzak tutulmalıdır.

Cihazın tamir ve bakımı için sadece servisine başvurulmalıdır.

 

Kalıp Temizliği ;

Özel kulak kalıbının gerek sağlık gerekse seslerin iyi duyulması açısından daima temiz tutulması gerekir.

Kalıbın hortumu sararıp sertleştikçe değiştirilmelidir.

Haftada bir kez kulak kalıbı sabunlu ılık su ile yıkanmalıdır .

 

Burun Gerisine Akıntı (BGA)

Burun Gerisine Akıntı (BGA) boğazda akıntı toplandığını hissetmek veya burnun gerisinden akıntının aktığının farkına varmaktır. BGA egzersiz, kalın salgı veya boğaz kasları ve yutma ile ilgili sorunlardan ötürü de ortaya çıkabilir.

Normal olarak, burnu ve sinüslerin içini kaplayan salgı bezleri günde 250-500 ml. salgı üretmektedir. Bu mukozanın yüzeyinde ancak mikroskopla görülebilen hareketli küçük kıllar vardır. Bunlar salgının geriye doğru hareket etmesini sağlar. Daha sonra bu bilinçsiz olarak farkına varmadan yutulur. Bu salgı zarları ıslatır ve temizler, enfeksiyonlara karşı savaşır. Bu salgının üretilmesi ve temizlenmesi sinirler, kan damarları, salgı bezleri, hormonlar, ve küçük kılcıklar arasında ki ilişkiye bağlıdır.

NORMAL OLMAYAN SALGlLAR

Artmış ince ve temiz salgı soğuk algınlığı, grip (üst solunum yolu viral enfeksiyonu), alerji, soğuk hava, parlak ışık, bazı besinler ve baharatlar, gebelik ve hormonal değişiklikler, doğum kontrol hapları ve bazı tansiyon ilaçlarının da içinde olduğu ilaçlar, ve burun içi kemik eğriliği gibi durumlarda görülür.   Vazamotor rinit allerjik olmayan aşırı salgılı ve tıkalı burun şikayeti yapan bir hastalıkdır. Artmış kalın salgı sıklıkla kış aylarında nemlendirme yapılmadan ısıtılan, nemin düştüğü ev ve binalarda görülür. Bunun yanında sinüs ve burun enfeksiyonlarında ve kümes hayvanlarının ürünlerine karşı oluşan allerjilerde de görülmektedir. Eğer soğuk algınlığında ki salgı zaman içinde kalınlaşıp sarı, yeşil renk almaya başlıyorsa muhtemelen bakterilerin yol açtığı bir cismin belirtisi olabilir (fasulye, bezelye, bir parça kağıt, oyuncağın bir parçası v.b.) Salgının azalması aşağıda ki nedenlerden birinden dolayı olabilir:

Uzun süre çevreye ait tahriş edici maddelere maruz kalmak burnu kurutup zarların zarar görmesine neden olabilir (sigara dumanı, endüstriel dumanlar, araba dumanları). Salgı azaldığında normalden daha kalındır ve yanlış olarak artmış hissi verir. Yapısal bozukluklar (burun septumu düzensizlikleri) hava akımını değiştirerek burun zarlarının kurumasına neden olur.(Yapısal bozukluğa bağlı olarak salgıyı arttırır veya azaltır.) Yaşın ilerlemesiyle mukus zarlar büzüşür ve kurur. Bu normalden daha az ve kalın salgı yapılmasına ve kişinin BGA hissine kapılmasına yol açar. Diğer az rastlanan nedenler de zarlarda değişiklik yaparak bu hisse neden olurlar.

YUTMA PROBLEMLERİ

Yutma ağızda ki sıvı ve katı gıdaların yemek borusuna geçmesinden oluşan karmaşık bir olaydır. Bu ağızdaki, boğazdaki ve midedeki sinir ve kasların koordinasyon içinde çalışması ile olur. Yutma problemleri katı veya sıvı gıdaların boğazda birikmesine daha sonra ses tellerinin olduğu bölgeye dökülmesine ve bunun sonucunda ses kısıklığı, boğaz temizleme hissi veya öksürük ortaya çıkabilir.   Yutma güçlüğünün birçok nedeni vardır: Yaşla birlikte yutma kasları hem güçlerini hem de koordinasyon yeteneklerini kaybederler. Bundan dolayı bazen normal salgı bile mideye geçemeyebilir.   Uyku sırasında yutkunma daha az olur ve salgı ağızda birikir. Uyanırken öksürme veya boğaz temizleme hissi duyulabilir.   Her yaşta sinirlilik ve stres boğaz kaslarında kasılmaya ve bunun sonucunda boğazda birşey varmış hissine neden olmaktadır. Sıksık boğaz temizlemek tahrişi daha da arttırarak durumun kötüleşmesine neden olur. Besinlerin geçtiği yol üzerindeki büyümeler veya şişlikler katı ve /veya sıvı gıdaların geçişini yavaşlatır veya engeller.   Yutma bozuklukları midedeki besinlerin veya asidin yemek borusuna veya boğaza geri geldiği Gastroözafageal Reflü (GER) veya Larengofarengeal Reflu (LPR) olarak tanımlanan durumundan da kaynaklanabilir. Yanma hissi hazımsızlık ve boğazda rahatsızlık belli başlı bulgulardır ve bunlar özellikle yemek yedikten sonra yatınca daha da artmaktadır. Yemek borusu ile midenin birleşim yerinde meydana gelen torba şeklindeki fıtıklarda buna neden olur.

TEDAVİ

Tedaviye başlamadan önce mutlaka teşhis konulmalıdır. Bu detaylı bir Kulak Burun Boğaz muayenesi ve muhtemel bazı laboratuar, endoskopik ve röntgen çalışmalarını içermektedir.   Bakteriyel enfeksiyonlar antibiyotikler ile tedavi edilir ancak bunlar geçici bir iyileşme sağlar. Kronik sinüzite kapalı sinüslerin ağzını açmak için yapılacak cerrahi bir müdahaleye ihtiyaç vardır.   Allerji; sebebini ortadan kaldırmakla kontrol edilebilir. Antihistaminikler ve dekonjestanlar, kromolin ve steroid burun spreyleri, diğer şekillerdeki steroidler ve hiposensitizasyon (aşı tedavisi) tedavi için kullanılabilir. Ancak bazı antihistaminikler kurumaya neden olup salgıyı daha da kalınlaştırırlar. Dekonjestanlar kan basıncının artmasına, kalp ve tiroid rahatsızlıklarının şiddetlenmesine neden olurlar. Steroid spreyler tibbi kontrol altında genellikle yıllarca güvenle kullanılabilir. Ancak kısa dönemde yan etkisi olmayan ağızdan alınan ve enjeksiyonla verilen steroidlerin uzun dönem kullanımlarında muhakkak sıkı bir kontrol ve gözlem yapılmalıdır.

Gastroözafageal Reflü tedavisine yatağın baş tarafını 12-15 cm kaldırmak, az ve sık yemek yemek, alkol ve kafeinin yasaklanması, yorucu olmamak şartıyla spor yapılması gibi yaşamı düzenleyici önerilerle başlanır. Antiasit veya bu hastalıkda çok etkili olan mide asit üretimini durduran ilaçlar doktor kontrolunda verilmelidir. pH ölçümü gibi kesin teşhis yöntemleri vardır..

Yapısal bozukluklar cerrahi uygulama gerektirir. Septum deviasyonu sinüslerin normal olarak boşalmasını engeller ve kronik sinüzite neden olur. Septumdaki bir çıkıntı tahrişe ve anormal salgıya sebeb olacaktır. Septumdaki bir delik kabuk bağlamaya neden olur. Genişlemiş veya şekli bozulmuş konkalar (burnun yan duvarlarında çıkan ve hava akımının ayarlıyan, nemlendiren yapılar) veya polipler (enfeksiyon, allerji veya tahriş sonucunda oluşan selim büyümeler) de aynı şikayetlere yol açabilir.

Her zaman bir neden bulmak mümkün olmayabilir. Tıbbi tedavi cevap vermezse hasta cerrahi tedaviye karar vermelidir.   Bazı durumlarda özel bir neden bulunamaz. Düzeltilebilecek bir hastalık yoksa tedavi daha kolay akabilmesi için salgının inceltilmesi yönünde olur. Bu daha ziyade sıvı alımı yetersiz olan yaşlı kişiler için geçerlidir. Bu hastalar günde en az sekiz bardak su içmeliler, Kafeini bırakmalılar ve eğer uygunsa idrar söktürücü kullanmamalıdırlar. Salgıyı inceltecek guaifenesin veya organik iyot kullanıldığında tükrük bezlerinde şişme veya vücutta döküntü gelişirse ilaç kesilmelidir.   Burunun su ile yıkanması kalın ve azalmış salgının düzeltilmesine yardımcı olur. Bu burun için yapılmış özel cihazlarla günde iki ila altı defa uygulanabilir. Sıcak suyun içine yemek sodası veya tuz ilave edilerek bu sıvı yapılabilir. Son olarak da reçete gerektirmeyen basit tuz çözeltiler burnu nemlendirmek için kullanılır

 

 

Rinoplasti burnu yeniden şekillendirme ve yapılandırma ameliyatıdır. Amaç burnu fonksiyonel ve estetik açıdan daha iyi hale getirmektir.

Burun, yüzün merkezinde yer alan ve yüz görünümünde çok önemli rolü bulunan bir organdır. Her burnun kendine özgü bir şekli vardır. Burundaki küçük değişiklikler bile yüz görünümünü etkileyebilir. İnsanlar genellikle, ideal olarak gördükleri burun şekline kavuşmak için rinoplasti ameliyatı olmak ister. Genel olarak kabul edilen oranlar ve yüzün bölümleri arasındaki uyum, güzel bir görünümün anahtarı olabilir. Çekici bir görünüme sahip olan bir çok insanın yüzünde bir uyum olduğu kabul edilse de, tüm insanlar tarafından benimsenmiş bir güzellik standardından söz etmek mümkün değildir.

Ameliyat öncesi görüşmenin en önemli faydalarından biri hastanın beklentilerinin ve cerrahın bu beklentilerin ne kadarını karşılayabileceğinin ortaya konulmasıdır. Hastalar genellikle sosyal, kültürel, toplumsal vb. etkilerle gelişmiş olan kendi güzellik algılarına göre hareket eder ve güzel bir burnun nasıl görünmesi gerektiğine dair içgüdüsel görüşleri vardır. Cerrahın ise zor bir görevi vardır: Hastanın, toplumun ve cerrahın bizzat kendisinin beğeneceği bir burun yaratmak. Cerrah, rinoplasti adayının dikkate aldığı noktaları belirleyerek hastasının gerçekçi beklentileri veya sıradışı görüşleri olup olmadığını anlamaya ve ameliyat öncesinde burunda düzeltilmesi gereken deformiteleri belirlemeye çalışır. Bunu yaparken kişisel yargılarını, belirli kuralları, oranları, açıları ve geometrik ilişkileri göz önünde bulundurur. Kıkırdakların yapısını, var olan izleri; hastanın yaşını, cinsiyetini ve cildinin karakterini değerlendirir. Estetik ve anatomik değerlendirmeler sonucunda ameliyat planını hazırlar, hastanın ideal bir buruna sahip olması için bu plana uygun tekniği seçer.

Anatomi

Burnun hem yatay hem de dikey planda yüzün ortasında bulunması onu cazibenin merkezi yapmıştır. Burun dıştan içe sırasıyla cilt, cilt altı, kaslar, kemik-kıkırdak iskelet, mukozadan oluşmuştur. Burun içerisinde orta hatta septum adı verilen kıkırdak ve kemikten oluşan bir duvar mevcuttur. Dış duvarlarında ise konka adı verilen ve solunum havasını ısıtıp nemlendiren işlevsel yapılar bulunur. Cilt kalınlığı rinoplasti sonuçlarını belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Kemik-kıkırdak iskelet ameliyat sırasında değişir. İnce deri altındaki bütün değişiklikleri gösterir iken kalın deri yapılan değişikliklerin görülmesini engelleyebilir. Daha iyi bir sonuç için orta cilt kalınlığı en iyisidir.

Rinoplastide amaç nedir?

Ameliyatın ana amacı yüzünüzle uyumlu doğal ve daha iyi görünen bir burun oluşturmaktır. Her ameliyat daha iyi sonuç almak için yapılır fakat her ameliyattan mükemmel sonuç beklemek gerçekçi değildir. Ameliyatın sonucu sadece cerrahın yeteneğine ve deneyimine bağlı değildir. Hastanın yaşı, genel sağlık durumu, cilt durumu, kemik iskeleti, sigara içme, yara iyileşmesi ve anatomik yapısı ile de ilgilidir.

Hangi yaşta ameliyat yapılmalıdır ?

Rinoplasti genellikle 18 – 35 yaş arasındaki genç erişkinler tarafından talep edilen, 5 – 6. dekatlara kadar başarı ile uygulanabilecek bir ameliyattır. Burun tıkanıklığının ileri düzeyde olduğu durumlarda ameliyat daha erken yaşlarda da yapılabilir.

Rinoplasti zor bir ameliyat mıdır?

Evet, rinoplasti ameliyatı kolay bir ameliyat değildir. Rinoplasti yüz estetik ameliyatlarının zor olanlarındandır. Her yüzün kendine ait benzersiz karakteristiğine meydan okunur. Burun fonksiyonunu korurken ya da onarırken, yüzün bireyselliğine uygun olarak burun şeklini düzeltmek esas zorluktur. Başarılı sonuç iyi bir hasta hekim ilişkisi ile sağlanır.

Rinoplasti burundan nefes almamı etkiler mi?

Estetik bir burun elde ederken burnun fizyolojik işlevlerini korumak çok önemlidir. Bir başka ifadeyle, estetik görünüm için burnun ileri derecede önemli olan fonksiyonları feda edilmemelidir. Normal şartlarda rinoplasti burun tıkanıklığına neden olmaz. Nazal septum burnu iki eşit parçaya böler ve esas destek mekanizmayı oluşturur. Septum deviasyonu genetik nedenli ya da travma nedeni ile oluşabilir. Ayrıca yan burun duvarından kaynaklanan konkaların büyümesi de solunum problemlerine neden olabilir. Burun içini örten mukoza, allerji, sigara içimi gibi nedenlerle büyüyebilir, şişebilir. Tüm bu nedenler hastada burun tıkanıklığı oluşturabilir. Bu açıdan hastalar muayene edilmeli ve muayene bulguları hastaya anlatılmalıdır. Tıkayıcı tüm nedenler ameliyat sırasında düzeltilmelidir çünkü rinoplasti sonrası hava pasajı % 10-20 oranında daralmaktadır.

Ameliyattan önce fotoğraf çekilmeli midir?

Ameliyattan önce fotoğraf çekilmelidir. Cerrah ön bakış, 2 yan, 2 oblik ve tabandan olmak üzere 6 farklı yönden fotoğraflama yapar. Hastanın durumuna göre ek fotoğraflama yapılabilir. Ameliyattan 6 ay ve 1 yıl sonra tekrar fotoğraflamak gereklidir.

Ameliyattan sonra burnumun nasıl olacağını görebilir miyim?

Her cerrah ameliyatın tahmini sonuçlarını göstermek için farklı yol izler. Bu amaçla aynalar, elle yapılmış çizimler, doğal büyüklükte fotoğraflar ve bilgisayar programları kullanılabilir. Bilgisayar ortamı hastanın ve cerrahın fikirlerini paylaşabileceği, beklentilerin ve sonuçların üzerine uzlaşabileceği bir ortam sağlar. Bilgisayardaki görüntünü ameliyat sonrası durum ile ilgili kesin ve garantili bir sonuç veremez. Bunun hastalar tarafından bilinmesi gereklidir.

Rinoplasti sonrası yüzümde iz kalacak mı?

Rinoplastide iki ana yaklaşım mevcuttur. Endonazal (kapalı) ve eksternal (açık) yaklaşım. Endonazal yaklaşımda tüm insizyonlar burun içinden yapıldığı için ciltte yara izi oluşmaz. Eksternal yaklaşım getirdiği avantajlar nedeni ile popüler bir yaklaşım olmuştur. Bu yaklaşımda burun deliklerinin en dar yerinden geçen V şeklinde insizyon yapılır. Gözle görülür bir iz bırakmayan bu yöntem doktorların % 90 tarafından tercih edilmektedir. Deneyimli cerrahlar tarafından yapılan endonazal yaklaşım ile de iyi sonuçlar almak mümkündür. Sonuç olarak hangi yaklaşımın tercih edileceği tamamen cerrah ile ilgili olup hasta açısından bir olumsuzluğa neden olmaz.

Ameliyattan önce nelerden kaçınmalıyım?

En önemlisi aspirin ve benzeri kanamaya yol açabilen ilaçlardan içmekten kaçınmaktır. Ağrınız olursa parasetamol ya da asetaminofem kullanabilirsiniz. Sigara içmeyin çünkü nikotin kan dolaşımını bozarak yara iyileşmesini etkiler. Kan testleri, EKG ve akciğer filminizi çektirin. Ameliyattan bir kaç gün önce ve bir kaç hafta sonra alkol almayın çünkü konjesyona ve kanamaya neden olur.

Ameliyat nasıl yapılacak?

Hasta ve doktorun tercihine göre lokal anestezi altında, sedasyon eşliğinde ya da genel anestezi altında yapılabilir. Ameliyat mevcut burun deformitesine göre 1 saat ve 6 saat arasında sürebilir. Cerrah yapmayı planladığı değişiklikleri hastasına detayları ile anlatmış olmalıdır. Endonazal veya eksternal yapılabilecek insizyonları takiben septum deviasyonu (burnun orta kısmındaki duvarın eğriliği) düzeltilerek ameliyata başlanır. Bu işlem fonksiyonel açıdan önem taşır. Septum deviasyonu düzeltildikten sonra ameliyat öncesinde yapılan plana göre tüm deformiteler tek tek düzeltilir. Burun sırtında hump (kemer) var ise çıkarılır, düzensizlikler giderilir, gerekiyorsa burnun kemik yan duvarları kırılarak burun sırtında gelişen açıklık kapatılır. Burun ucundaki kıkırdaklara yönelik müdahaleler yapılır. Septumdan elde edilen kıkırdaklar ameliyat sırasında çeşitli düzeltmeleri yapmak, dokulara destek olmak veya istenilen şekli vermek için kullanılır. Hasta daha önce başka bir burun ameliyatı geçirmişse ve burun içerisinde yeterli miktarda kıkırdak bulunmuyorsa bu kıkırdaklar kulak veya kaburgadan da elde edilebilir. Başlangıçta yapılan kesiler dikilerek kapatılır. Burun içerisine tampon yerleştirilebilir; bazı cerrahlar ameliyatın hemen sonrasında oluşabilecek sızıntının verdiği rahatsızlık hissini azaltmak amacıyla özel tamponlar kullanabilir. Burun sırtı flasterlenerek alçı veya özel kalıplarla korumaya alınır ve ameliyat sonlandırılır.

Ameliyattan sonra yapılması gerekenler

  • 2 ya da 4 yastıkla, başınız yukarda yatınız. Başınızı 45 dereceden fazla çevirmeyiniz. Daha fazla hareket ederseniz burnunuzda eğriliğe neden olabilirsiniz. Bu kurala ameliyattan sonraki 3 hafta boyunca uyunuz.
  • Kanamaya engel olmak için ayağa kalkerken ve öne eğilirken başınız yukarda hareket etmeye devam ediniz.
  • Çok sıcak gıdaların buharı kanamayı ve burun tıkanıklığını artıracağı için, özellikle ilk hafta çok sıcak gıdaları tüketmeyiniz.
  • İlk 2 gün üst dudak üzerine yapıştıracağınız gazlı bez oluşabilecek kanamanın üzerinizi kirletmesini engeller.
  • Göz çevresine ve yanaklara uygulanacak soğuk jeller ya da buz şişliği ve morluğu azaltacaktır.
  • Dişinizi fırçalarken dikkatli olun ve burnunuza zarar vermeyin.
  • Ameliyatı takip eden ilk günlerde çok sert gıdalar çiğnemeyin, daha yumuşak gıdalar tercih edin.
  • Ameliyattan sonraki 1 hafta yatak istirahati gereklidir
  • Ameliyat sonrası 2 hafta spor yapmayın, cinsel ilişki kurmayın.
  • Pansumanları ıslatmadan yüzünüzü yıkayabilirsiniz. 1 hafta boyunca saçlarınızı yıkamayın, eğer size yardımcı olacak birileri var ise kuaförde saç yıkatır gibi yıkayabilirsiniz. Burun tamponlarınızı ve dış pansumanı ıslatmayın.
  • 2 hafta boyunca uzun telefon görüşmelerinden ve sosyal aktivitelerden kaçının.
  • 1 hafta boyunca aşırı gülmekten ve abartılı mimik hareketlerinden kaçının.
  • 1 hafta boyunca sıkı kıyafet giymekten kaçının.
  • 6 hafta boyunca güneşten ve güneş ışınlarından korunun aksi halde yüzünüzdeki şişliğin düzelmesi uzun sürecektir.
  • 1 ay boyunca yüzmeyiniz bu travmaya neden olabilir.
  • Ameliyattan 3-4 gün sonra yüzünüzde şişkinlik oluşabilir. Büyük oranda 2-3 hafta içinde şişlik azalacaktır ama bazı vakalarda azalan şişlik 12-18 ay sürebilir.
  • Ameliyattan sonra oluşan morluklar 2 hafta kadar sürebilir. Genellikle 10. günden sonra kaybolur. Daha uzun sürerse kapatıcı makyaj yapılabilir.
  • Sadece doktorunuzun önereceği ilaçları kullanınız.
  • 4 hafta boyunca gözlük kullanmayınız.
  • Ameliyattan 2 gün sonra lens kullanabilirsiniz
  • Hiçbir şeyi riske atmayın. Aklınıza takılan önemli olduğunu düşündüğünüz her türlü sorun için doktorunuzu arayın.

Ameliyat sonrası takip ne kadar sürecek?

Rinoplasti sonuçları önceden kestirilebilir bir ameliyattır. Burun dinamik bir organdır ve cerrah yara iyileşmesi sonrasında ve uzun dönemde burunun alacağı şekli önceden tahmin edebilir. Cerrah hastasını ilk 3 hafta daha sık olmak üzere hastanın ihtiyacına göre belli aralıklarla muayene eder. Rutin takip protokolü hastayı 6. hafta, 3. ay, 6. ay, 1.yıl ve daha sonra yılda 1 defa kontrol etmek şeklindedir. Bu protokol ile hasta ve cerrah beraberce ameliyat sonuçlarını değerlendirebilmektedir.

Kaynak: YÜZ PLASTİK CERRAHİ DERNEĞİ

 

Tanım

Bleferoplasti; göz kapaklarının görünümünü ve/veya fonksiyonunu düzeltmek için yapılan ameliyatın ismidir.

Özet anatomi

Gözlerin estetik görünümü ve görüşü yaşlanmadan, çevresel ve genetik faktörlerden etkilenebilir. Göz kapağı cildi vücuttaki en ince deriye sahip olup yaşlanmaya karşı en az dayanıklı yüz bölümüdür. Göz kapağının ince derisi ve hemen altındaki ince kas tabakası, yaşlanma ile daha derinde yerleşmiş olan yağ dokularının dışarıya ve aşağıya sarkmasına engel olamaz.  Göz kapağı cildi ve kaslarındaki gevşeme, kırışıklıklar ve hastaya yorgun görünüm veren yağ torbalarının yerleşmesi ile sonuçlanır.

Prosedür hakkında genel bilgi

Göz kapağı cerrahisi alt ve üst göz kapaklarından fazlalık deri ve yağ torbalarının çıkarılması ve sarkmış dokuların doğru pozisyonlarda tespit edilmesi işlemidir. Göz kapağı cerrahisi ile sarkmış üst göz kapağı kaldırılabilir ve gözaltındaki şişkin göz torbaları küçültülebilir. Sonuçta göz kapağı cerrahisi çarpıcı bir biçimde yorgun ve yaşlı görünümü, sarkmaları düzeltir ve göz etrafına gençleşmiş bir görünüm verir. Hastaların genç oldukları zamanlardaki gibi daha keskin ve etkileyici bakışlara sahip olmalarını sağlar. Bu operasyon kozmetik sonuçlarının yanı sıra, özellikle üst göz kapağındaki sarkmalara bağlı azalmış görme alanını amacıyla veya alt göz kapağındaki sarkmalara bağlı göz kuruluğu ve enfeksiyonları, kırmızı göz gibi hastalıkları engellemeye yönelik olarak da yapılabilir. Bu işlem tek başına veya daha etkin sonuçlar alabilmek amacıyla diğer fasiyal plastik cerrahilerle birlikte, örneğin kaş kaldırma yüz germe gibi ameliyatlar ile birlikte yapılabilir.

Ameliyat öncesi hazırlık

Cerrahınız, görüşmeler boyunca beklentilerinizi belirleyip uygulamayı düşündüğü cerrahi teknik ve sonuçları hakkında detaylı bilgi verecektir. Beklentilerinize ve cerrahınızın fikirlerine göre ek fasiyal prosedürler tavsiye edilebilir. Cerrahınız ameliyat için sağlık durumunuzun yeterli olduğuna karar vermek için tıbbi öykünüzü kapsamlı biçimde inceleyecek, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kanama bozuklukları, yara iyileşme özellikleriniz gibi genel sağlık durumunuza yönelik sorular soracaktır. Ayrıca görme alanınız, gözyaşı problemleriniz, lens kullanımınız ve de ameliyattan beklentileriniz açısından sorular sorulacaktır. Daha önceden özellikle göz kapağına yönelik geçirmiş olduğunuz ameliyatları, komplikasyon riskini artırabileceğinden doktorunuza bildirmeniz önemlidir. Bleferoplastiden önceki haftalarda sigara ve alkol içiminin kesilmesi önemlidir. Cerrahiden önceki haftalarda aspirin, aspirin benzeri diğer ilaçlar, ibuprofen veya diğer non-steroidal anti inflamatuar ilaçlar, gingko biloba, bitkisel ilaçlar ve E vitamini desteğinden kaçınılmalıdır. Son olarak günlük alınan ilaçlara cerrah uygun bulduğu sürece devam edilmelidir. Aksi söylenmedikçe ameliyat öncesi gece yarısından sonra herhangi bir şey yiyip içmemelisiniz. Ameliyat öncesi duş yapınız ve kaşlarınızı şampuanla yıkayınız. Makyaj yapmayınız. Takma kirpikler, kontakt lensler, takılar ve diğer gereksiz aksesuarlar evde bırakılmalıdır.

Ameliyat

Bleferoplasti ameliyatı hafif sedasyon ile veya sedasyon olmaksızın lokal anestezi altında ya da genel anestezi altında yapılabilir. Bu işlem ayaktan hasta hizmeti olarak klinikte veya hastanede yapılabilir. İşlem ağrısız olmakla beraber işlem boyunca hafif rahatsızlık olabilir. Eğer cerrahınız sizin için genel anesteziyi seçerse işlem boyunca uyuyacaksınız. İşlemin tamamı dört göz kapağının da veya üst ya da alt göz kapaklarının opere edilmesine bağlı olmakla birlikte yaklaşık iki saat sürer. Cerrah cilt kesisini sıklıkla üst göz kapağı için doğal kırışıklık hattı boyunca, alt göz kapağı için ise kirpiklerin altından yapar. Bu insizyon geleneksel bistüri ile veya laser ile yapılabilir. Üst göz kapağının insizyonu göz kapağınzın üst iç köşesinden gözlerinizin dış kısmındaki kırışıklık bölgesine kadar bölgesine uzanır. Cerrah fazla deri, kas ve yağ dokusunu çıkaracaktır ki bu, istenilen sonucu elde etmek için gereklidir. İnsizyon küçük;  absorbe olabilen veya bir hafta içinde çıkarılan dikişlerle kapatılır. Eğer alt göz kapağı opere ediliyorsa, fazla derinin çıkarılması gerekmediğinde bazı cerrahlar transkonjuktival bleferoplastiyi seçer. Bu işlemde alt göz kapağındaki yağ torbaları,  ciltte skar oluşturmadan sadece alt göz kapağının iç kısmına küçük bir insizyon yapılarak çıkarılır.

Post-op talimatlar

Göz kapağı cerrahisini takiben hastanede yatış gerekli olabilir veya olmayabilir. İyileşme için en iyi ortam doktor ve hastanın tercihlerine göre belirlenecektir. İyileşme hastadan hastaya değişiklik gösterir ve iyileşmenin kolay olması için ameliyattan sonraki ilk bir hafta için tavsiyeler alınmalıdır. İşlemden sonraki ilk günlerde insizyon hattının etrafında kızarıklık ve şişlik gelişir. Genellikle ilk on gün içinde kızarıklık solar, şişlikler iner. Cerrahiyi izleyen ilk günde şişlikleri azaltmak için soğuk kompres yapılmalıdır. Şişlik ve morluklar baş yukarıda tutularak azaltılabilir. Ameliyattan sonra büyük ihtimalle cerrah gözlerinizi ve dikiş yerlerini merhemle nemlendirecektir. İyileşmenin ilk günü boyunca gözün kurumamasına yardımcı olmak için göz damlaları damlatılır ve insizyonlar merhemle nemlendirilir. Dikişler 3 -7 gün sonra alınır. Ameliyattan sonraki ilk haftada gözün kurumasına neden olabilecek kitap okuma, bilgisayar kullanma, televizyon seyretme gibi aktivitelerden kaçınılmalıdır. Genellikle iyileşmenin 10. günü civarında hastalar normal aktivitelerini yapabilecek kadar iyi hissederler. Ağır aktivitelerden üç hafta boyunca kaçınılmalıdır.

Kaynak: YÜZ PLASTİK CERRAHİ DERNEĞİ

Kepçe Kulak (Otoplasti)

Tanım

Otoplasti, kulak kepçesi görünümünün düzeltilmesi için yapılan ameliyata verilen isimdir. Otoplasti ameliyatı ile, halk arasında kepçe kulak olarak da adlandırılan, aşırı belirgin görünümlü kulak kepçesi düzeltilebileceği gibi, doğumsal veya travma benzeri sebepler yüzünden gelişmemiş veya görüntüsü bozuk olan kulak kepçesi ve kulak memesi yeniden şekillendirilebilir. Kepçe kulak özellikle çocukluk çağında sosyal ve ruhsal açıdan olumsuzluklara neden olur. Büyüdükçe kreş, yuva, okul gibi sosyal ortamlara giren çocuklar, kulaklarının görünümü nedeni ile acımasız tepki ve eleştirilere maruz kalabilirler. Arkadaş ortamlarında alay konusu olma, dışlanma, özgüvende ve kişilik gelişiminde sorunlara yol açabilir; iletişim bozukluklarına, okul başarısızlığına ve özgüvende azalmaya neden olabilir. Bu nedenle genel olarak otoplasti ameliyatları için en doğru zamanın okul öncesi olduğu kabul edilmektedir. Erişkinler de sosyal ortamlarda dezavantaj olarak algılanabilen bir görünümden kurtulmak, saçlarını kulaklarının üzerinde toplayabilmek ya da rahatça kısa kestirebilmek gibi gerekçelerle otoplasti ameliyatına ihtiyaç duyabilir. Otoplasti, çok sık uygulanan bir fasiyal plastik ameliyatıdır. Günlük cerrahi veya kısa bir hastanede kalış süresi ile, genel veya lokal anestezi altında gerçekleştirilebilir.

Kısa Anatomi

Kulak kepçesi, ince bir yumuşak doku ve deri ile örtülmüş kıkırdaktan oluşur. Beş yaşında, kulak kepçesi gelişimini tamamlar. Ancak kıkırdak içeriği yıllar içerisinde değişmeye devam eder. Küçük çocuklarda daha yumuşak ve katlanabilir bir yapıya sahip olan kıkırdak, yaşlı insanlarda daha sert bir hal alır. Kulak kepçesinin benzersiz şekli, anne karnındaki gelişim sırasında oluşan birçok katlantının sonucudur. Bu katlantıların bazıları tam olarak gelişmezse kepçe kulak meydana gelir. Diğer tüm yüz yapılarında olduğu gibi, bir kulak diğerine tam olarak benzemez. Cerrahinin amacı kulakların daha az belirgin, görüntü olarak benzer ve daha doğal olmasını sağlamaktır.

Ameliyat Öncesi Değerlendirme

Ameliyat öncesi değerlendirmeler, ameliyat tekniği ve ameliyat sonrası öneriler, cerrahlar arasında farklılıklar gösterebilir. En iyi operasyon öncesi hazırlık, samimi ve tüm soruların eksiksiz yanıt bulacağı bir görüşme yapılarak sağlanabilir. Doktorunuz sizin beklenti ve isteklerinizi anlamalıdır. Net ve gerçekçi bir şekilde ameliyat ile ne elde edilip edilemeyeceğini; ameliyat sonrasında kulak görünümünün nasıl olacağını sormanız ve öğrenmeniz, bu ameliyattan beklentilerinizi belirlemenize yardımcı olacaktır. Çocuklar için otoplasti ameliyatının zamanını belirlemek çok önemlidir. Otoplastinin, genellikle beş yaşından önce yapılması önerilmez. Bununla birlikte, ameliyat çok uzun süre ertelenirse çocuk psikolojik problemlerle büyüyebilir.

Ameliyat öncesi görüşmede rehberlik etmesi, ameliyat sırasında cerraha karşılaştırma imkânı sunması ve ameliyat sonrasında elde edilen sonuçları karşılaştırabilmek amacıyla kaliteli fotoğraflar çekilmelidir. Ameliyatın genel anestezi ile yapılması planlanıyorsa, hasta veya yakınları ile anestezist arasında ayrı bir görüşme yapılmalıdır.

Ameliyat

Kepçe kulağı düzeltmeye yönelik birçok farklı ameliyat tekniği bulunmaktadır. Çocuklarda veya genç hastalarda, kıkırdak esnekliği fazla olduğu için şekillendirme dikişlerle yapılabilir. Kıkırdağa istenen şekli vermek için belirli bazı alanlar işaretlenerek katlanabilir, inceltilerek zayıflatılabilir; fazlalık kıkırdak veya yumuşak doku varsa çıkarılabilir. Uygulanan teknikten bağımsız olarak, kulak arkası kıvrımından bir kesi yapılır. Bu kesi, estetik sonuç ve sağlamlık gözetilerek seçilen uygun dikiş materyalleri ile kapatılır. Ameliyatın sonunda, yeni şekillendirilmiş kulak kepçesi üzerine hafif bir basınç uygulayacak şekilde pansuman yapılır.

Ameliyat Sonrası

Ameliyat tekniklerinde olduğu gibi, her cerrahın kendi tecrübeleri sonucu oluşan farklı ameliyat sonrası uygulamaları olabilir. Uygulamadaki farklılıklar herhangi bir yöntemin diğerinden daha iyi olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte, genellikle ameliyat sonrası ilk gün hasta görülür ve pansumanı değiştirilir ya da çıkarılır. Ameliyat sonrasında genellikle ciddi ağrı olmaz; ağrı kesicilerle kontrol altına alınabilen hafif bir ağrı beklenebilir. Bir hafta süreyle gündüz ve gece kafa bandı uygulanır; sonraki birkaç hafta ise kafa bandının sadece geceleri takılması istenir. Çocuklar bir hafta sonra okula başlayacak duruma gelirken, erişkinler işlerine daha erken dönebilirler. Fiziksel aktivite 10-14 gün süreyle, temas sporları da en az iki ay süre ile kısıtlanır. Ameliyat sonrası ilk haftalarda daha sık planlanan takipler genellikle üçüncü ve 12. aylarda tekrarlanır. Bu zamana kadar kulak arkasındaki yara izi giderek azalır. Yapılan kesiler kulak arkasında kaldığı için de yara izi kamufle olur ve genellikle kozmetik sorunlara yol açmaz.

Kaynak: YÜZ PLASTİK CERRAHİ DERNEĞİ

operasyon mikroskobu ,

endoskopik kameralı görüntüleme yöntemleri ,

odyometrik tetkikler  ,

burun kanamaları elektrokoterizasyon

burun etleri küçültme radyofrekans ofis uygulaması

vb teknolojik imkanlar ile son derece donanımlı kliniğimizde kulak burun boğaz  ve baş boyun rahatsızlıkları konusunda teşhis ve tedavi hizmeti verilmektedir.

özel ilgi alanı estetik burun operasyonları ve yüz estetik müdahaleleridir .

İstanbul  ofis  için  05322521117  nolu telefondan ulaşabilirsiniz.

Ayvalık ofis    için  05013256670  nolu telefondan ulaşabilirsiniz

cengo95@hotmail.com adresine mail atabilirsiniz.

@drcenkerol instagram üzerinden mesaj bırakabilirsiniz.

uygun olduğum en kısa sürede iletişim kurulacaktır.

Miringoplasti ameliyatı nedir?

Miringoplasti kulak zarında meydana gelmiş olan deliğin onarımı için yapılan, kulak zarı onarımı ameliyatıdır. Kulak zarında meydana gelen deliğin tipine göre farklı tipte miringopalsti ameliyatları yapılmaktadır. Kulağa darbe sonrasında medyana gelen deliklerde müdahale olmadan iyileşme olabileceği gibi, zar üzerine konulacak küçük kağıtlar ile de deliklerin kapanması sağlanabilir.
Miringoplasti ameliyatında kullanılan materyaller nelerdir ? 
Miringoplasti ameliyatı kulak zarındaki deliği kapatmak için kullanılacak olan materyallere göre sınıflandırılabilir. Bu materyallerden kıkırdak, fasya, yağ, perikondrium başlıca ve sıklıkla kullanılanlardır. Hangi materyalin kullanılacağı perforasyonun tipine ve cerrahın alışkanlığına göre değişkenlik gösterebilmektedir.
Miringoplasti ameliyatının başarı şansı nedir ? 
Miringoplasti ameliyatlarında hastanın uzun süredir kulak akıntısının olmaması, sigara içmemesi, kronik hastalığının olmaması başarı şansını artırmaktadır. Deliğin yerleşim yerine göre ve büyüklüğüne göre başarı şansları değişsede %90 civarında başarı elde etmek mümkündür.

Kulak zarı onarımı (Timpanoplasti) ameliyati nedir?

Kronik orta kulak problemlerinde uygulanan “Timpanoplasti” ameliyatı teknik olarak orta kulakta ve mastoid kemik içindeki iltihabın temizlenerek kulak zarı ve orta kulaktaki işitme sisteminin onarılması işlemidir.
Ameliyat hastalığın boyutlarına göre sadece kulak zarındaki deliğin onarılması (Miringoplasti), zar onarımı ile birlikte orta kulaktaki ses iletimini sağlayan kemikçik sisteminin onarılması (Timpanoplasti), mastoid kemik içine ilerlemiş iltihabın temizlenmesi (Mastoidektomi) ya da bu ameliyatların kombinasyonu (Timpanomastoidektomi) şeklinde yapılabilmektedir.

Kulak ameliyatı olmak mutlaka gereklimidir?
Problemin kulak zarındaki delik ile sınırlı olduğu durumlarda sadece kulağın sudan korunması ile iltihaplanmalar izlenmiyorsa ameliyat hastanın tercihi doğrultusunda yapılmaktadır. Basit zar deliklerinde işitme kaybı %30 civarında olup bu hastalar mutlaka ameliyat olması gereken grupta değillerdir. Buna karşın kolestatoma gelişmiş, orta kulak ve iç kulak kemiklerini eriten iltihap varlığında hayati tehlikelere varan sorunlar olabilme ihtimali mevcut olup bu hastaların mutlaka ameliyat olmaları gerekmektedir.

Timpanoplasti ameliyatı ne zaman yapılır?
Basit kulak zarı değişimi ameliyatlarının ideal zamanı 12-14 yaşından sonra önerilmekle birlikte ilerlemiş iltihap olabilecek hastaların her yaşta ameliyat olmaları ( bazen acil şartlarında) zorunluluk arzetmektedir

Timpanoplasti ameliyatı hangi durumlarda yapılır ve faydaları nelerdir?
Zarda delik olan kulağın sudan korunmasına ve veya burun ve sinüs bölgesinde enfeksiyon odağı olmamasına rağmen tekrarlayan kulak akıntıları olması halinde hem hayat kalitesini artırmak  hem de işitme kaybının ilerlemesini ve iltihaba bağlı komplikasyonların oluşmasını önlemek amacı ile zardaki deliğin kapatılabilmektedir. Belirgin işitme kaybı olan hastalarda aynı ameliyatta sesi ileten kemikçiklerdeki problemleri düzeltilebilmektedir. Bu amaçla çeşitli cerrahi teknikler mevcuttur. Bu tekniklerle kıkırdak, kemik greftler ya da orta kulak protezleri kullanılabilir.
Orta kulak ve mastoid kemik içerisinde kolestatoma adı verilen ve kemiği eriterek ilerleyen iltihaplı dokunun saptanması durumunda mümkün olan en kısa zamanda ameliyat ile bu iltihabın temizlenmesi gerekir. Kolestatomalı hastalarda işitme sisteminin korunması veya onarılması ikinci öncelikte olup asıl amaç yüz felci, iç kulak kaynaklı işitme kaybı ya da kafa içi komplikasyonların (menenjit, beyin apsesi vb) oluşmasına fırsat vermeden iltihabın temizlenmesidir.

Ameliyat tekniği nasıldır?
Ameliyatın tekniğine karar verilirken hastalığın durumu, deliğin zar üzerindeki yeri, kulak kanalının yapısı, ameliyat sırasında mastoid kemiğe müdahale yapılıp yapılmayacağı, cerrahın ve nihayet hastanın tercihleri etkili olmaktadır.
Ameliyat sırasında orta kulak ve mastoid kemikte, mikroskop altında birbirinden çok farklı cerrahi teknikler uygulanmasına karşın hasta ve yakınlarının ameliyata dair görebildikleri ciltteki kesi ile sınırlı olduğundan sıklıkla bu konuda sorular sorulmaktadır.

Timpanoplasti ameliyatı kulak kanalı içinden, kulak kepçesi ön kısmından veya kulak arkasından yapılan kesiler yolu ile gerçekleştirilebilmektedir. Sadece zardaki ufak bir deliği onarmak için kulak kanalı içinden veya kulak kepçesi ön kısmından ameliyat yapılabilirken, mastoid kemiğe mudahale gereken durumlarda kulak arkasından kesi tercih edilmektedir. Bu konuda ameliyatı yapacak cerrahın tercihi asıl karar verdirici faktördür.
Kulak zarının onarılmasında en sık kullanılan doku şakak adalesinin kılıfıdır. Bu doku cerrahi sahaya yakın olduğundan ameliyat sırasında kolayca temin edilebilmektedir. Kulak kanalı önündeki kıkırdağın zarı ya da hazır materyaller (uygun işlemlerden geçirilmiş, steril kulak veya kıkırdak zarı parçaları gibi materyaller) de kullanılabilmekle birlikte en güvenilir ve ekonomik yöntem hastanın kendi dokularıdır.

Ameliyat sonrası tıbbi bakım nasıldır?
Hastalar genellikle ameliyat sonrası birinci günde pansumanları yapılarak hastaneden taburcu olabilmektedirler.
Mastoid kemikte müdahale yapılmayan ameliyatlarda genellikle 10-14 gün sonunda kulak içindeki özel süngerler temizlenmekte ve hastaların kulaklarını sudan korumaları ve ameliyat bölgesindeki enfeksiyon ve reaksiyonları önlemek amacı ile antibiyotik ve kortizon içeren kulak damlaları kullanmaları önerilmektedir. Bu gurupta iyileşme 3-4 hafta içinde tamamlanmaktadır. Bu hastalarda ameliyatın teknik ve fonksiyonel başarı oranı hastalığın boyutuna ve ameliyat öncesi işitme seviyesine bağlı olmak kaydı ile genellikle oldukça iyi olmaktadır.
Ameliyat sırasında mastoid kemiğe müdahale yapılan hastalarda ise yapılan cerrahinin tipine göre değişen sürelerde çeşitli pansumanlar yapılması gerekmektedir. Bu gurupta iyileşme daha uzun sürmektedir. Bu hastalarda gerçekleşen işitme kazancı genellikle diğer guruba göre daha az olmaktadır.
Özellikle kolestatomanın yüz siniri ve iç kulak komşuluğunda yerleşmiş olması durumunda sinire ve işitmeye zarar vermemek için bu bölgelerde kemik kazınamamakta ve geride hücresel düzeyde hastalık kalabilmektedir.
Bu durumdaki hastalarda kolestatomanın tekrarlama riski yüksek olduğundan ameliyat sonrasında düzeli aralıklarla kontrol muayeneleri yapılmalıdır. Bu guruptaki hastalarda kolestatomayı erkenden tespit etmek amacıyla 6-12 ay sonra yapılacak ikinci bakış kontrol ameliyatında yapılabilmektedir.

Ameliyat sonrası nelere dikkat etmeliyim ?
Genel olarak ilk ay içinde özellikle gribal enfeksiyonlardan korunmak gerekir. Ayrıca kulağa darbe almaktan korunmalısınız bu amaçla ikili mücadelenin olduğu ve darbe almak mümkün olan spor branşlarından hekiminizin belirttiği sürece durmalısınız. Hekim aksini söyleyinceye kadar vazelinli pamukla kulak kanalınızı tıkayıp su kaçırmamalısınız. Yüksek ve alçak basınç değişikliklerinden sakınılmalıdır bu amaçla irtifa değişikliği olabilecek karayolu yolculukları ve özellikle uçak seyahatlerinden 4-6 ay sakınılmalıdır.

içinde bulunduğumuz durumun biraz abartılıda olsa kısa bir özetidir. umarım ileride bir doktorun kolay yetişmediğini anlayabilecek sisteme sahip oluruz !

 

UÇAKTA TIBBİ YARDIMDA BULUNMAK adlı MEDİMAGAZİN de yayınlanan bir yazıya yapılan bir yorumdan ALINTIDIR…

 

Açılın ben doktorum :)) (Müteahhit)

23/09/2015 03:08:39

Bir nefroloji uzmanısın diyelim bay/bayan dehşete kapılan. 12 senelik bir eğitimin ardından sen de, ben de öss’ye falan giriyoz. Sen derece yapmışsın %1lik dilime girmissin hayvan gibi çalışman ve ailenin dar geliri ile seni okutmak için kıçlarını nasıl yırttıklarından bahsetmeyecegim bile.. Ben aynı sınavda yaradana sığınıp sallamıştım. Sen anatomi, fizyo, pato, farma falan kasarken ben 4.kez falan öss deniyodum. Sonra peder ikna oldu benden bi cacık olmayacağına, pederin dükkanda harç sıva malzemesi, boya, alçı, astar neyin satmaya başladım. Eh tabi çakallığa kafa basar benim pederi bile dolandirirdim. Gel zaman git zaman sen tusa kasarken ben manitayla Üsküdar’da takılırdım. Sinemaya falan giderdik. Sen Şırnak’ta mecburi hizmet yaparken ben müteahhitlige başladım… Büyük dolandırıcılık yapadim, inşaatta malzemeden çalardım, eh yapmasam on tane apartmanım 5 farklı ilde 7 villam nasıl olabilirdi. Sen gece gündüz mermi top sesleri arasında tus kasıp dahiliye kazanıp 4sene asistanlik 2 sene mecburi hizmet yaparken benim kocaelide yaptığım binaların hepsi göçtü. Benim yüzümden rahat 1000 kişi ölmüştür. Işte tam rüşvet verip dava savuşturduğum sırada sen nefro kazandın. 3 sene de orada argö falandın. O bitti 2 sene daha mecburi yaptın. Ben bu sürede evlendim çoluk çocuğa karıştım. Adamını buldum askerlik falan en kıyak yerde yaptım. Oysa sen yüksekovada askerlik yapmıştın yazık hep de terör seni mi bulur. Sonuç olarak senin iki benim beş çocuğum var falan. Ha bu arada bi yazlık bi kışlık iki ev yapmışsın, karında ayrı sende ayrı araba var taktir ettim bak yatırım da yapıyon, çakaaal :)) Hani Allahın işi ya kader bizi aynı uçakta karşılaştırdı. Sen doktor ben kardiyak arrest madur hasta, o günden beri üç sene geçti sana açtığım davaları çatır çatır kazandım çok şükür. Çünkü sen şerefsiz benim tam 5 kaburgamı kırdın. Evini arabanı herşeyini aldım, hatta babanın anatomi Atlası ve bilimum tıp kitapları, kayıt kuyut işleri kısaca sen oku adam ol diye sattığı hacı muratı bile aldım senden. Çocuklarının ekmeğini geleceğini hayatını aldım elinden. Oysa sen bana hayatımı geri verdin. Oh olsun aynalı sazan seni. Öyle atlamayacaksin sazan gibi açılın ben doktorum diye. Doktorsan doktorsun gardaş havan kime? ************* Hah şimdi kapıl dehşete de göreyim. Sizin yaptığınız bekara karı boşamak kolay işleri… Bizim ailemiz yok, uğrunuza herseyimizi feda edelim istiyonuz. Biz insan değiliz zaten. Sen çalıştığın işten para alma o zaman. Restoranlar bedava yemek falan versin, sonuçta yemezsek ölürüz. Evi arabayı eğitimi güvenliği askeri polisi herşey bedava olsun…. Siz niye çalıştığınız işte fedakâr degilsiniz de hep bizden bekliyonuz???? Ota boka dava edile edile bende müdahale gücü kalmadı. Hekime şiddeti mesrulastiran sistemde değil havada karada bile elimi sürmem hastaya. O yüzden Biyokimya çağımızın trendi. 10 yıl sonra bütün doktorlar vazgeçmiş olacak ve ameliyat olacak dr bulamayacasiniz. O yüzden bugün beyin Cerrahisi puanı 45.3 iken Biyokimya 66.. Oturun da biz bu dr.lara ne yaptık diye gerçekten dehşete kapılın..

 

SEPTUM DEVİASYONU (BURUN ORTA HAT KEMİK EĞRİLİĞİ)
Burun septumu, burun boşluğunu ortadan ikiye bölen bir duvardır. Septumun ön kısmı kıkırdaktan, arka kısmı ise kemikten oluşmuştur.

İdeal koşullarda septumun orta hatta bulunması, sağ ve sol burun boşluklarının da eşit genişlikte olması gerekir. Ancak  çoğu kişide  septum tam olarak orta hatta değildir, hafif eğrilikler vardır. Bu  tür hafif eğrlikler herhangi bir şikayete neden olmaz. Septumun tamamı veya bir parçasının belirgin  eğri olup orta hattan kayması ve solunumu etkiler duruma gelmesi hastalık olarak tanımlanır. Sıklıkla eğri olan tarafta hava geçişi azalır.  Eğrilik bazen  S veya C şeklinde olup her iki burunu da tıkayabilir. Deviasyon ne kadar fazlaysa burun tıkanıklığı da o kadar fazla olmaktadır. Tek taraf tıkalı olduğunda diğer taraftan soluk alınabildiği için hastalar genellikle fazla rahatsız olmazlar.
Burun içi boru gibi bir boşluk olmayıp her iki tarafta üçer adet konka adı verilen etler de bulunur. Septumdaki  eğrilikle  birlikte konkalarda büyüme ve şişlik yani hipertrofi olursa burun tıkanıklığı  daha belirgin hale gelir.

Septum deviasyonunun nedeni nedir ?
Bebekler yapısal olarak septum deviasyonu ile doğabildiği gibi, doğumda  bebeğin doğum kanalından geçişi sırasında oluşan travmaylada olabilir.
Çocukluk çağındaki çarpmalar, düşmeler, yaralanmalar, o anda  şikayet yapmamasına rağmen büyüme çağında septumun kemik ve kıkırdak kısımlarının farklı hızda gelişmesi sonucunda deviasyon oluşturabilir.
Genetik olarakta bazı insanlarda erişkin çağda belirginleşen burun şekil farklılıkları ve deviasyonlar vardır.

Septum deviasyonunun belirtileri nelerdir ?
Septum deviasyonunun en sık rastlanan belirtisi burundan nefes alma güçlüğüdür.Tek burun veya iki burunda nefes alma güçlüğü hissedilmesine yol açabilir. Hafif  septum deviasyonu bulunan bazı kişilerde belirtiler ancak soğuk algınlıkları sırasında ortaya çıkar. Solunum yolu enfeksiyonunun burun dokularında neden olduğu şişlik, normalde farkına varılamayan hafif dereceli tıkanıklığı belirgin hale getirir.
Burun tıkanıklıkları insanın hayat kalitesini ciddi oranda bozmaktadır.

Septum deviasyonu şu sorunlara neden olabilir :

  • Tek veya çift taraflı burun tıkanıklığı
  • Tekrarlayan burun kanamaları
  • Tekrarlayan sinüzit,faranjit,bronşit
  • Yüz bölgesinde ağrı, başağrısı, geniz akıntısı
  • Ses kalitesinde bozulma,burundan konuşma
  • Horlama, apne,
  • Östaki borusu tıkanıklığı,Kulakta sıvı birikimi

Septum deviasyonu nasıl teşhis edilir ?
Septum deviasyonunda tanı burnun endoskopik olarak detaylı muayenesi ile konur.
Rinomanometrik ölçümlerle burun solunumu objektif olarak belirlenebilir. Akustik rinometri ile her burun kanalının hacmi darlıkları tespit edilebilir.
Beraberinde sinüzit konka şişlikleri ve allerji gibi başka problemler varsa  bunlara yönelik filmler,tomografi ve laboratuar incelemeleri yapılabilir.

Septum deviasyonu nasıl tedavi edilir ?
Burun orta hat kemiği eğriliğinde tek tedavi seçeneği cerrahidir. Septoplasti adı verilen bir ameliyatla burun kemiğindeki eğrilik düzeltilir. Bu ameliyat lokal veya genel anestezi altında uygulanabilir. Sıklıkla hasta konforu için genel anestezi altında yapılmaktadır. Operasyon süresi anestezi haricinde 30-45 dakikadır. Ameliyat kesisi burun içinden yapılır. Burun hava pasajını tıkayan kemikler çıkartılır, kıkırdak eğrilikleri eğer düzeltilebiliyorsa, düzeltilerek yerine konur. Burun etlerinde şişlik varsa aynı operasyon içerisinde düzeltilir. Hava yolu açılır. Burun tamponu ameliyat sonrasında çoğunlukla uygulanmaktadır. Birçok çeşit tampon bu ameliyatlardan sonra kullanılabilmektedir. Fakat çoğunlukla hava kanallı silikon tamponlar son dönemde tercih edilmektedir. Bu tamponlarla hasta hava aldığından ameliyat sonrası dönemi daha rahat geçirmektedir. Silikon olduğundan tamponların alınma aşaması da daha rahattır. Bu ameliyat sonucunda burun dış yapısında herhangi bir cilt kesisi yada şekil değişikliği olmamaktadır. Göz altında morluk yada şişlik gözlenmez.

Her septum deviasyonu ameliyatla düzeltilmeli midir ?
Toplumda %80 septum devaisyonu izlenmektedir. Sıklıkla başka nedenle yapılan kulak burun boğaz muayenelerinin çoğunda değişik oranlarda septum deviasyonuyla karşılaşmaktayız. Ameliyat kararanını verirken önemli olan eğriliği görüp tespit etmekten çok hastanın şikâyetleridir. Biz görüntüyü değil hastayı tedavi edeceğimizi unutmamak gerekir. Septum deviasyonu klinik şikayet veriyorsa düzeltilmelidir. Yani  hastamızda burun tıkanıklığı, kulakta basınç, baş ağrısı, horlama, ağzı açık uyuma gibi şikâyetler varsa ve buda kişinin hayat kalitesini düşürüyorsa operasyon planlanır. Bu operasyon sonucunda kişinin hayat kalitesi yükselecektir.