Yüz felci (Fasyal paralizi) nedir?

Yüzümüzdeki hareketler beyinden çıkıp yüzümüzdeki kaslara giden sinir (fasiyal sinir) ve uç dalları ile kontrol edilir. Bu sinir beyinden çıkan 12 çit sinirden yedincisidir.
Beyinden başlayıp yüzümüzdeki en küçük kaslarına dağılan bu elektriksel ağın herhangi bir yerinde aksama olduğunda ‘yüz felci’ dediğimiz durum ortaya çıkar. Olguların çoğu (üçte ikisinden de fazla) nedeni belirsizdir.

Ancak:

  • Tümör
  • Enfeksiyon
  • Travma
  • Doğumsal Nedenler
  • Romatizmal Hastalıklar
  • Endokrin Hastalıklar
  • Toksik nedenlerle de oluşabilir.

Genel olarak sadece merkezi beyinsel kısmı ilgilendiren santral tip, ya da sadece beyinden sonraki siniri ilgilendiren uç kısmını ilgilendiren periferik tip olarak iki kısma ayrılır. Periferik tip klinik olarak daha iyi gidişlidir ve daha sık karşımıza çıkar.

Yüz felcinin belirtileri nelerdir?
Yüzde asimetri, konuşurken, ağlarken ağzın sağlam tarafa kayması en göze çarpan bulgudur. Yüzün mimik ve hareketlerinde azalma olur. Gözün tek taraflı kapanamaması, gözyaşının azalması, alın kırıştıramama, burun kanatlarının nefes alırken hareketsizliği, ıslık çalamama, tükürük salısında azalma, tad bozukluğuna kadar değişik bulgular eşlik edebilir. İstirahat durumunda görüntü tamamen normal olabilir.

Yaş ve cinsiyet ayrımı genelde yoktur, her yaşta görülebilir, hatta doğumsal bile karşımıza çıkabilir. Her mevsim görülebilmekle birlikte kış aylarında (soğuk başlıca bir etmen) daha sık gözlenmektedir. Bulaşıcı bir durum değildir. Romatizmal hastalıklar,  kulak enfeksiyonları, travma, gebelik son dönemi, soğuk, stres, bağışıklık sisteminin baskılandığı durumlar yüz felci görülme sıklığının arttığı durumlardır.

Bu ve benzer durumlarda mutlak ve acil olarak bir kulak burun boğaz uzmanına ve nöroloji hekimine başvurmamız gerekir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa sonuç o kadar yüz güldürücüdür. İlk günler çok önemlidir.

Yüz felcinde tanı nasıl konulur?
Tanı genellikle hastanın kliniğiyle konur. Sinirin felci beş kademede değerlendirilir. Derece 1 en hafif, derece 5 en ağır klinik formu olarak değerlendirilir. En hafif formunda istirahatte tamamen normal gözükmekte, en ağır formunda istirahat halinde bile fark edilebilen yüz şekil değişikliği söz konusudur. Daha sonrasında bir takım sinirsel testlerle hem tanı kesinleştirilip hem de hastalığın gidişatı ile bilgi edinmemize yardımcı olur. Bu testler de bozukluk görülebilmesi için 3-5 gün geçmesi gerekir. Yani hastalığın ilk günlerinde bu testler normal olabilir

Yüz felcinin tedavisi nedir?
Tedavi nedene yöneliktir. Örneğin kulak enfeksiyon varsa bu tedavi edilmelidir. Diabetik bir hasta ise kan şekeri regüle edilmelidir, tedavi de kullanılan ilaçlar (kortizon, antiviral ajanlar, b kompleks vitaminler…) dışında, sıcak uygulama, masaj, yüz hareket egzersizleri ( balon şişirme, sakız çiğneme, ıslak çalmaya çalışma gibi) tedavide oldukça etkilidir. Bu hastaların göz kapamamaya problemi göz kuruluğuna ve göz enfeksiyonuna zemin hazırladığından geceleri göz damlaları- pomadları kullanılır ve göz bandajı ile göz kapatılmalıdır.

Yüz felci geçiren hastaların %80 herhangi bir cerrahi tedavi gereksinim duymadan 2-3 haftada düzelir. %10 bu süre bir yıla kadar uzayabilir. % 10 da ise yüz felci kalıcı olur. Nadir olsa da tekrarlama eğilimi gösterebilir. Yüz felcine neden olan duruma göre cerrahi tedavi bir seçenek olabilir.

Migren Nedir ?

Baş ağrısı, toplumda çok sık görülen ve hayat kalitesini önemli ölçüde düşürebilen bir yakınmadır. Değişik özelliklerine göre takip ve tedavileri farklılık gösterebildiğinden baş ağrılarının doğru tanınmaları önem taşır. Bu aşamada hekimler en çok hastanın anamnez özelliklerinden faydalanırlar.  Baş ağrısına neden olabilecek başka bir hastalık olmaksızın ortaya çıkan baş ağrıları primer baş ağrılarıdır.

Migren, primer baş ağrıları arasında yer alır. Doğurganlık çağındaki kadınlarda daha sık görülür. Baş ağrısı zonklayıcı tarzda,  bulantı ve kusmanın eşlik edebildiği, hastaların ağrı sırasında kokulardan rahatsız oldukları, genellikle karanlık ve sessiz bir yerde olmayı tercih ettikleri ağrılardır. Başın bir yarısına yerleşmiş, değişik aralıklarla tekrar edebilen, saatler-günler ( 4-72 saat) süren ataklar halinde görülür. Fiziksel aktivite ağrının şiddetini arttırır. Gelip geçici bu baş ağrıları migren atakları olarak adlandırılır.

Bazı hastalarda genellikle migren ataklarından önce, nadiren ise atak sırasında veya sonrasında   görme bozuklukları, duyusal yakınmalar,  kuvvet kayıpları ve baş dönmesi gibi eşlik eden yakınma ve bulgular  olabilir. Auralı migren olarak adlandırılan bu tabloda hastaların yakınmaları çoğunlukla baş ağrısının başlaması ile gerileyerek kaybolur.

Bazı hastalarda ağrı sürekli hal alabilir. Ağrının süresine göre böyle bir durum 72 saatten uzun süren ağrıda migren statusu, 15 günden uzun süren ağrıda kronik migren olarak tanımlanır. Migren ağrısının bir diğer özelliği ağrının sıklığının arttığı bu durumlarda alınan ağrı kesici miktarının artması ile bir süre sonra ağrının ağrı kesiciye yanıtsız hale gelmesidir.

Atak sıklığı nadir olan ve ağrıları basit ağrı kesicilere yanıtlı olan migren hastaları hekime daha geç dönemlerde baş vururken; süresi artan, ağrı kesicilere yanıtsız ağrılarda başın ağrıyan bölgesinde başka bir hastalık (tümör, kanama) olduğunu düşünerek hekime başvuran hasta sayısı oldukça fazladır. Böyle bir durumda hekimin hastaya yaklaşımında esası her zaman olduğu gibi anamnez özellikleri belirler. Yeterli süre ayrılarak,  ayrıntılı alınan bir anamnezde yukarıda belirtilen tüm özellikler sorgulanacak, şüphe duyulan hallerde olası diğer başağrısı türlerine yönelik anamnez genişletilecektir. Ayrıntılı bir nörolojik muayene ile birleştirilen anamnez özellikleri sonrasında uygun laboratuar ve görüntüleme incelemeleri planlanır. Migren düşünülen bir hastada görüntüleme incelemelerinin normal olması beklenir.

Migren tedavisi nedir?
Migren tedavisinde atak sıklığı ve süresine dayalı tedavi önerilerinde bulunulur.  Atak sıklığı az olan hastalarda spesifik (triptanlar, ergot türevleri)  veya non-spesifik migren ilaçları (basit ve kombine analjezikler, non-steroidal anti-inflamatuvar ilaçlar)  ile tedavi yeterli olacaktır. Atak sıklığı ve ağrı şiddeti fazla olan hastalarda ise hekim tarafından hastanın diğer sağlık durumu da gözetilerek uygun koruyucu (proflaktik) tedavi uygulanır. Profilaktik tedaviler antihipertansif, antiepileptik ve antidepresan ilaçların bazılarını içeren geniş bir grubu kapsar.

Çene Eklemi (Temporomandibüler Eklem) Hastalıkları

Çene eklemi, alt çene kemiği ile şakak kemiğinin oluşturduğu eklemdir. Bu iki kemik arasında aşınmayı engelleyen, eklem hareketlerini kolaylaştıran kıkırdak bir yastıkçık vardır. Eklemi çevreleyen eklem kapsülü ve kemikleri bir arada tutan bağlar da eklem bütünlüğünü sağlar. Çene eklemi konuşma, çiğneme gibi fonksiyonları yerine getirir.

Çene eklem hastalıkları nelerdir?

  • Çene kilitlenmesi, çene çıkıkları
  • Travmalara bağlı kırıklar
  • Çenenin doğuştan olan hastalıkları (Az ve eksik gelişmiş eklem yapılanması)
  • Çenenin tümöral hastalıkları
  • Çeneyi etkileyen romatizmal, iltihabı, nörolojik ve psikiyatrik hastalıklar
  • Çenenin fonksiyon bozuklukları(Ağrılı çiğneme, kısıtlı ve kayarak açılma, ısırma ve koparmada zorluk

Çenenin sağlıklı çalışmasını bozan etkenler nelerdir?

  • Sürekli tek tarafta çiğneme, diş sıkma, diş gıcırdatma
  • Çene ve yüzü etkileyen kazalar (kırıklar, eklem bağlarında kopma), spor yaralanmaları
  • Eklem ve çevresini etkileyen tümörler, sistemik hastalıklar (İltihaplı romatizma vb.)
  • Uzun süren ve ağız açıklığını zorlayan diş tedavileri, anestezide çenenin aşırı zorlanması
  • Kalem ve benzeri sert cisimleri ısırma, sakız çiğneme, parmak emme, tırnak yeme gibi alışkanlıklar
  • Omuzların ve boynun aşırı öne eğilmesi (duruş bozuklukları)
  • Omuzla çene arasında telefon tutmak
  • Bazı psikolojik rahatsızlıklar
  • Doğumsal eklem bozuklukları (eklemin tam gelişmemiş olması gibi)
  • Dişlerin birbiriyle ilişkisini değiştirecek yükseklikte yapılan dolgu ve kaplamalar
  • Keman çalınması (tutma şekli nedeniyle çeneye baskı) olarak sıralanabilir.

Çene eklem hastalıklarında belirtiler nelerdir?

  • Kulak ağrısı, yanaklarda ağrı, çınlama, baş dönmesi
  • Şakaklarda yoğunlaşan baş ağrısı, boyna yayılan ağrı
  • Çenenin açılmasında zorluk, çene açılırken ses oluşması, çene kilitlenmesi
  • Çene çıkıkları
  • Ağız açılırken çenenin bir yana doğru kayarak açılması
  • Isırma, lokma koparma ve çiğneme fonksiyonlarında bozulma
  • Alt ve üst dişlerin kapanmasında bozukluk
  • Dişlerde hassasiyet, aşınma, sallanma ve kırılma görülebilir.

Çene eklem hastalıklarında tanı nasıl konulur?
Hastaların büyük çoğunluğunda muayene ile tanı konabilir. Gerekli durumlarda normal grafiler, bilgisayarlı tomografi, MR (emar), eklem içini görüntüleyen endoskopik çalışmalar, sintigrafi veya PET yapılabilir.

Çene eklem hastalıklarında tedaviler nelerdir?
Tedavinin amacı hastanın ağrısını ortadan kaldırmak, normal çene fonksiyonlarını geri kazandırmaktır. Tedavi hastalığı oluşturan sebebe göre planlanır. Başarıdaki en önemli etken hastanın eğitilmesidir. Çiğneme alışkanlığının değiştirilmesi (çift taraflı çiğneme), diş sıkma, gıcırdatma problemi olan hastalarda gece plağı (splint) kullandırılması, ilaç tedavileri, diş problemlerinin giderilmesi, eklem ve çiğneme kaslarına yönelik fizik tedavi uygulamaları ve egzersizlerle hastaların çoğunda tedavi sağlanır. Ağrılı olgularda eklem içinin yıkanması (artrosentez) ağrıyı azaltır. Travma, tümör, alt çenenin şakak kemiğine kaynaşması (ankiloz) gibi durumlarda cerrahi tedavi uygulanır. Tedavinin gereğine göre, kulak burun boğaz, fizik tedavi, psikiyatri uzmanları ve diş hekimleri (çene cerrahları, ortodontistler) birlikte çalışırlar. Hastalar kendilerine verilen tıbbi tedaviyi (ilaçlar, splint, egzersizler) düzenli olarak uygulamalı, önerilen süre boyunca sert gıdalardan kaçınmalı, doktorunun belirttiği süre boyunca sulu ve yumuşak gıda yemeli, ağız ve diş sağlıklarına özen göstermelidirler.

işitme kayıplarında kullanılan ve  nereden  kaynaklandığı konusunda yol gösteren bir incelemedir , ofisimizde yapılmaktadır.

Mineral vitamin ve doku uyarıcı maddelerle zenginleştirilmiş içeriklerin yüzün bölümlerine uygulanmasıdır. yaşlanmayı geciktirici ve daha iyi bir görünüm sağlanması amaçlanır

iç kulak kristallerinin yer değiştirmesine bağlı şiddetli baş dönmesi rahatsızlıklarında  erken dönemde medikal tedavi ile birlikte , bir takım manevralarla içi kulak kristallerini olması gerektiği bölüme dönmesini sağlıyoruz.

BPPV tanısı konulan hastalara tedavi olarak uygulanan, kristal birikimlerinin hangi kanalda olduğuna göre değişen manevralardır.
Epley manevrası bu manevralardan en sık uygulanan manevra olup, arka kanal ve ön kanal kristallerinde başarı oranı yüksektir. Ofis şartlarında uygulanabilen, hastanın sedyeye başıboşa gelecek şekilde yatmasını ile başlar. Hastaya önce denge testi olan Hallpike testi yaptırılır. Bu test esnasında hasta sedyede yatar pozisyona getirilip boşta olan baş 45 derece sağa veya sola çevrilir 45 derece arkaya yatırılır ve gözdeki titreşim yani nistagmus araştırılır. Sağda veya solda hangi tarafta nistagmus yakalanır ise o taraf hasta olduğu düşünülerek epley manevrasına geçilir. Başın gözdeki titreşim yatan tarafına yatmakta iken hastanın başı 45 derece karşı tarafa bakacak şekilde çevrilir ve yaklaşık 2 dakika kadar bu pozisyona beklenir. Daha sonra baş tekrar 45 derece aşağı bakacak şekilde çevrilip beklenir ve ardından hasta yavaşça kaldırılarak karşıya bakması sağlanır ve dinlenmesi için zaman verilir. Bu şekilde arka kanal BPPV tanı tedavisi tek uygulamada tamamlanmış olur. Manevraların KBB hekimlerince uygulanması ile başarısı yüksek tedavi protokolleridir.

 

 

faydalı olamayacağımızı düşündüğümüz konularda veya ilgi alanımız dışındaki rahatsızlıklarda bu sorunlarla ilgili deneyimli  ve/veya daha büyük merkezlerde çalışan yetkin arkadaşlarımıza ulaşmanıza yardımcı olabiliriz..

Doktor olmamıza rağmen zaman zaman hasta yakını olarak nerede  ve kime yakınımı emanet etmeliyim konusunda tereddüt yaşıyoruz , belki sizlere  göre daha içinden bakabildiğim için dünyanın her yerinde DOKTOR faktörünün tek seçenek olduğunu diğerlerinin ayrıntı  olduğunu anlayabildiğimiz  için, ne kadar  çok para o kadar iyi sonuç olamayacağını bildiğimiz için elimizden geldiği ve fikrimiz olduğunca sadece hastalarımıza  yönelik ve  tabiî ki seçici olarak verebileceğimiz bir danışmanlık hizmeti verebiliriz .

Belki bunu profesyonel olarak  düşünebilirsiniz  🙂

Siz hangi sorun nedeniyle  ve /veya hangi ameliyat için öneri istediğinizi belirteceksiniz , burada  önemli olan hastalığınızın teşhisi ilgili uzman tarafından  düzgün bir şekilde konmuş olacak  (böbrek taşım var kırılması gerekli ,kulak çınlamam tahammül edilmez ameliyat olmak istiyorum,diz protezi ameliyatı olmak zorundayım , dişime kanal tedavisi gerekiyor  , vb)

Yada siz ne istediğinizi doğru şekilde biliyor olacaksınız ( işitme aleti almak istiyorum, ortodontik tedaviye ihtiyacım var, uyku testi yaptırmalıyım, psikiyatri doktoru, gastroenterolog  istiyorum   )

Gerçekten yardımcı olabileceğimizi hissettiğimiz ve uygun olduğunu düşündüğümüzde bir  şekilde sizinle iletişimi sağlıyacağız , ancak şimdilik her soruna uygun bir eşleşme  bulamayacağımız için bazı cevaplarımızın yardımcı olamayacağız şeklinde olacağını şimdiden anlayışla karşılamalısınız 🙂

Hastaneler ve klinikler içinde bilgimiz dahilinde  kısmen yardımcı olabiliriz.

Pek tabiî  bizim iyi olduğumuzu düşündüğümüz konularda isimler şimdiden belli , onlara  bizden başka  öneri beklemeyin 🙂

EVDE İÇİLEN SİGARANIN ÇOCUK SAĞLIĞINA ETKİSİ

Kullanılmış sigara dumanı, yanan bir sigaradan çıkan ve sigara içenin dışarı verdiği dumanın bir karışımıdır.

Nedir?
Kullanılmış sigara dumanı, yanan bir sigaradan çıkan ve sigara içenin dışarı verdiği dumanın bir karışımıdır. Çevresel Sigara Dumanı (ÇSD) olarak da bilinir ve kendisine has kokusuyla kolaylıkla tanınır. ÇSD havayı kirletir ve elbiseler, perdeler ve mobilya üzerine siner. Çoğu kişi ÇSD yi nahoş, rahatsız edici ve gözlerle burnu tahriş edici bulur. Daha önemlisi tehlikeli bir sağlık tehdididir. ÇSD içinde 4000 in üzerinde farklı kimyasal madde tespit edilmiştir ve bunların en az 43 tanesi kansere sebep olur.

Çevresel sigara dumanına maruz kalma sık mıdır?
Amerika Birleşik Devletlerinde yetişkinlerin yaklaşık %26 ‘sı sigara içicisidir ve beş yaş altındaki çocukların %50 si ila %67 si en az bir yetişkin sigara içicisinin oturduğu evlerde yaşamaktadırlar. Bu rakam ülkemizde daha fazladır.

Kim risk altında?
ÇSD herkes için tehlikeli olmasına rağmen, fetuslar, bebekler ve çocuklar üzerinde daha büyük bir etkisi vardır. Bu olay ÇSD’nin; akciğer, beyin gibi gelişmekte olan organlara zarar vermesiyle gerçekleşir.

Etkileri
Cenin ve yenidoğanda
Anne, cenin ve plasentada kan akımı, hamile her sigara içtiğinde değişir. Ne var ki uzun dönemde bu değişikliklerin sağlık üzerine olan etkileri bilinmemektir. Bazı çalışmalar hamilelik sırasında sigara içiminin yarık damak-dudak gibi doğumsal bozukluklara sebep olduğunu göstermiştir.

Sigara içen anneler daha az süt üretir ve bebeklerin doğum ağırlığı daha düşüktür. Annelerin sigara içmesi 1 ay- 1 yaş arasındaki ölümlerin ana sebebi olan ani bebek ölümü sendromuyla ilişkilidir.

Çocuk akciğer ve solunum yolları
ÇSD ye maruz kalma tüm yaşlarda çocuk akciğer verimi ve fonksiyonunu bozar. Çocukluk astımının hem sıklığını hem de şiddetini arttırır. Kullanılmış sigara dumanı sinüzit, rinit (nezle), kistik fibroz, öksürük ve geniz akıntısı problemlerini alevlendirir. Çocuklarda soğuk algınlığı ve boğaz ağrısı sıklığını da arttırır.

İki yaş altındaki çocuklarda ÇSD bronşit ve zatürre olasılığını arttırır. Gerçekten, ABD’de Çevre Koruma Ajansının 1992 deki bir çalışması, ÇSD’nin 18 ay altındaki çocuk ve bebeklerde her yıl 150. 000 ila 300. 000 alt solunum yolu enfeksiyonuna sebep olduğunu söylemektedir. Bu hastalıklar 15. 000 hastane yatışı ile sonuçlanıyor. Yarım paket ve daha fazla sigara içen ebeveynlerin çocuklarının solunum yolu hastalığı nedeniyle hastaneye yatma riski neredeyse iki katına çıkar.

Kulaklar
ÇSD ye maruz kalma çocuklarda hem kulak enfeksiyonu sayısını hem de hastalık süresini arttırır. Solunan duman burun arkasını orta kulağa bağlıyan östaki borusunu tahriş eder. Bu orta kulaktaki basıncın eşitlenmesini bozan şişme ve tıkanıklığa ve sonuçta ağrı, sıvı birikimi ve enfeksiyona yol açar. Kulak enfeksiyonları çocuk işitme kayıplarının en sık sebebidir. İlaç tedavisine yanıt vermediğinde kulağa tüp takılması gerekir.

Beyin
Hamilelik sırasında ve sonrasında sigara içmiş annelerin çocuklarının sigara içmeyenlerin çocuklarına göre hiperaktivite gibi davranış bozuklukları olması daha olasıdır. Okul performansında ve entellektüel başarıda orta dereceli bir bozulma gösterilmiştir.

Kullanılmış sigara dumanı kansere sebep olur.

Çocuğunuzun gelişmesinde ÇSD’nin nasıl zarar verdiğini okudunuz ama ÇSD nedeniyle gelişme riskinin ev dışı kanser sebebi kirlilik nedenlerine göre yaklaşık 100. 000 kat daha fazla olduğunu biliyor muydunuz? ÇSD’nin her yıl 3. 000 den fazla sigara içmeyenin akciğer kanserinden ölmesine neden olduğunu biliyor muydunuz? Bu gerçekler herkes için oldukça alarm vericiyken çocuğunuzun kullanılmış sigara dumanına maruz kalmasını şimdi durdurabilirsiniz.

Ne Yapabilirsiniz?
Sigara içiyorsanız,bırakın. Gerekirse doktorunuza danışın . Bırakmanıza yardımcı olacak bir çok farmakolojik ürün mevcuttur. Ev sakinlerinden içen varsa bırakmasına yardım edin. Eğer bırakamıyorlarsa onlar ve ziyaretçilerden evin dışında içmelerini rica edin.Arabanızda sigara içilmesine izin vermeyin. Çocuğunuzun okul ve kreş ortamlarının dumansız olduğundan emin olun.

 

İŞİTME CİHAZI KULLANIMINDA PRATİK BİLGİLER

AKÜ/PİLİN TAKILMASI: Cihazı kullanmadan önce pil yuvası açılır, uygun pil/aküyü “+” işareti yuvadaki “+” ile aynı yönde gelecek şekilde yerleştirilip kapatılır.

AÇMA/KAPAMA: Cihazın açma/kapama anahtarı modele göre yukarı/aşağı veya sağa/sola hareketli olabilir ve genelde üç kademelidir :

O – Kapalı – Off

M – Açık mikrofon, normal dinleme durumu

T(MT) – Telefon bobini.

DEGİŞİK AÇMA/KAPAMA: Bazı cihazlarda bu konumlar O-M-MT, M-MT-T, O-H-N, O-H-L, H-L-T, O-T-H, O-H-N şeklinde olabilir. H:ince sesleri, N:normal sesleri, L:Kalın sesleri ifade eder. Eğer Açma/Kapama anahtarında “O” yoksa o zaman pil yuvası aynı zamanda açma/kapama anahtarı görevi görmektedir. Cihazda H konumu varsa gürültülü ortamlarda anahtar bu konuma getirilir.

Kulak içi ve kanal içi cihazlarda açma/kapama anahtarı aynı zamanda volüm/ses ayar anahtarı vazifesi görür . Sese kendinden ayarlı otomatik (K-AMP vb.) cihazlarda açma/kapama ve ses ayar anahtarı yoktur . Pil yuvası kapatılınca cihaz çalışmaya başlar ve sesi ayarlar.

CİHAZI ÇALIŞTIRMA –DİNLEME: Pili taktıktan sonra cihazı açmak / çalıştırmak için “M” konumuna getirilir . Mikrofon devreye girer ve cihaz çalışmaya başlar. Ses rahat duyulacak şekilde ses anahtarından ayarlanır.

VOLÜM-SES AYARI: Bu anahtarın üzerinde numaralar veya romen rakamları bulunur. Numaralar arttıkça ses yükselir, numaralar azaldıkça ses azalır . Ses normal duyulacak şekilde ayarlanır. Çok duymak iyi anlamayı sağlamaz. Ses normalden fazla açılırsa gürültü artar.

TELEFONLA KONUŞMA: Normal olarak evde/itte sakin bir ortamda telefonla konutmak için telefon ahizesini kulak kepçesinin üst kysmına yani işitme cihazının mikrofonuna tutmak gerekir. İşitme cihazlarında görülen “T” cihazda özel bir telefon bobini olduğunu belirtir. Çok gürültülü ortamlarda telefonla rahat görüşmek için, açma / kapama anahtarı “T” konumuna getirilirse telefon bobini devreye girer. Anahtarı “T” konumuna getirdikten sonra telefon ahizesini işitme cihazının üzerinde dolaştırarak içindeki bobini bulmak gerekir. Eğer cihazda “MT” varsa anahtar bu konuma getirilir. Bu durumda hem telefon hem mikrofon çalışmaktadır. İşitme cihazıyla cep telefonu kullanılmaz. Evde TV izlenirken yardımcı cihazlar kullanılabilir.

Cihaz kullanılmadığı zaman “O” konumuna getirilerek kapatılır.

CİHAZA ALIŞMA SÜRECİ

İşitme cihazına alışma yaşa, işitme kaybının derecesine, süresine ve işitme cihazını kabullenme isteğine bağlı olarak kişiden kişiye değişir. Cihaza alışma pratik, sabır ve zaman ister;fakat sonuç sevindiricidir. Cihaza alışma sürecinde uzmanlarca önerilen yöntemler şunlardır;

Bu alışma süresinde hasta rahatsız olursa cihazı çıkarıp 1-2 saat ara vermelidir. Her gün bir gün evvelden biraz daha fazla süreyle cihaz kullanılması önerilir. İşitme cihazına tam olarak alışmak için 1-1,5 ay yeterlidir. Unutulmaması gereken işitme cihazı sadece konuşmayı değil, çevredeki tüm sesleri hastaya duyuracaktır. Zaman içinde unutulmuş olan bu sesler ilk günlerde hastayı rahatsız edebilir.

1-3. günler;

İşitme cihazı ilk bir hafta sadece evde kullanılmalı

Cihaz takıp rahat duyulabilecek şekilde ayarlanmalı

Evde dolaşıp, değişik sesler dinlenmeli (Gazete hışırtısı, hapşırma, öksürme saat, telefon zili gibi)

Kişi kendini sinirli veya yorgun hissederse cihazı kapatıp ara vermeli. Bir müddet sonra cihaz tekrar takılmalı.

Kiti yüksek sesle gazete veya kitap okuyup kendi sesini kontrol etmeli

Sadece TEK KİŞİ ile konuşup, konuşanın yüzüne bakarak ve sonra da bakmadan konuşulanı anlamaya çalışılmalı. (başlangıçta konuşan kişinin yüzüne bakmak anlamayı kolaylaştırır.)

4- 7. günler;

Evde günlük işler yaparken cihaz takılıp, değişik sesler dinlenmeli (kapı çarpması, su kaynaması, çamaşır makinesi, elektrikli süpürge gibi) ve bu seslere alışılmaya çalışılmalı

Hasta duyduğu sesin kaynağını bulmaya çalışmalı (trafik sesi mi?, süpürge sesi mi?)

Hastaya TV’ de haberleri izlemesi önerilir.

    1. hafta;

Hasta işitme cihazını günde en az 5 saat takabilir.

3-4 kişilik konuşma gruplarında cihazını kullanmaya batlayabilir.

Hastadan ayırt etmekte zorlandığı kelimelerin listesi istenir (örneğin Hastane-Postane, Taş-Yaş, Kuş-Koş gibi). Hastadan bu listeyi bir yakınına okutması (ilk önce dudaklara bakarak daha sonra gözlerini kapatarak) ve tekrar etmesi istenir.

Artık dışarı çıkıp tabiattaki sesleri dinlemelidir.

Hasta konuşmalar sırasında anlamadığı bir şey olursa, sözü tekrarlatmayı isteyebilir.

İkinci haftada artık cihazı tiyatro, sinema, bale gibi kalabalık ortamlarda kullanabilir.

Hasta kalabalık ortamlarda mümkün olduğunca bir kişiyle konuşmaya çalışmalıdır

Artık hasta cihazını daimi takabilir.

Hastanın İşitme Cihazındaki Bir Şikayetinden Dolayı Servise Başvurmadan Önce Aşağıdaki Kontrolleri Yapması Gerekmektedir.

Tikayet Nedenleri Çareler
Hiç Ses Gelmiyor Akü ya da pil bitmittir. Akü ya da pili değiştirin
Akü ya da pil ters takılmış olabilir (+) işareti aynı yönde takın
Kablo kopmuştur. Kabloyu değiştirin.
Kulağa giren hortumun içi buharlaşma yapıp, küçük bir damla hortumu tıkamıştır. Hortumu iyice kurutun.
Cihaz kapalıdır veya Açıp/Kapama anahtarı T durumundadır . Anahtarı –M- konumuna getirin.
Meme ya da kalıbın uç kısmı kulak kirinden tıkanmış olabilir. Meme kalıbı yıkayın, kurutup yerine takın.
Ses Kesik Kesik Geliyor Akü ya da pil zayıflamıştır. Taze akü ya da pil takın.
Kablo kopmuştur. Değiştirin.
Islık Sesi Geliyor Meme ya da kalıp tam olarak oturmamıştır. Meme ya da kalıbı iyice oturtun
Kablo kopmuştur Değiştirin.

 

CİHAZIN BAKIMI;

Hasta işitme cihazını banyo yaparken, yatarken, denize girerken ve yağmurda mutlaka çıkarmalıdır.

Normal olarak cihazı her çıkardığında kuru bir bez ile silmelidir.

İşitme cihazının en büyük düşmanı su/terleme ve düşmesidir. Ter asit içerdiği için daha da tehlikelidir. Cihaza su kaçmamasına dikkat edilmelidir.

Cihaz dütürülmemelidir.

Cihaz kullanılmadığı zaman içindeki pil/akü çıkarılmalıdır.

Cihaz aşırı sıcakta veya rutubette bırakılmamalıdır. Islandığı zaman saç kurutma makinesi ile veya soba üzerinde kurutulmamalıdır.

Cihaza yağ / sprey sıkılmaz herhangi bir sıvı ile temizlenmez.

Daima taze pil / akü kullanılmalıdır. Saat pilleri cihazı bozar. Zira volt ve amperi farklıdır.

Cihaz kurcalanmamalıdır.

Şua, röntgen gibi işlemler sırasında işitme cihazı çıkarılmalıdır.

Pil / akü çocuklardan uzak tutulmalıdır.

Cihazın tamir ve bakımı için sadece servisine başvurulmalıdır.

 

Kalıp Temizliği ;

Özel kulak kalıbının gerek sağlık gerekse seslerin iyi duyulması açısından daima temiz tutulması gerekir.

Kalıbın hortumu sararıp sertleştikçe değiştirilmelidir.

Haftada bir kez kulak kalıbı sabunlu ılık su ile yıkanmalıdır .

 

operasyon mikroskobu ,

endoskopik kameralı görüntüleme yöntemleri ,

odyometrik tetkikler  ,

burun kanamaları elektrokoterizasyon

burun etleri küçültme radyofrekans ofis uygulaması

vb teknolojik imkanlar ile son derece donanımlı kliniğimizde kulak burun boğaz  ve baş boyun rahatsızlıkları konusunda teşhis ve tedavi hizmeti verilmektedir.

özel ilgi alanı estetik burun operasyonları ve yüz estetik müdahaleleridir .